İnsan

Suikaste Kurban Giden Devrimci Çocuk: İkbal Mesih

Korkmayın siz özgür doğdunuz. Kimsenin sizi burada tutmaya hakkı yok. Benimle gelin.

Bunlar, on iki yaşında suikaste kurban giden bir çocuğun sözleri ki bu sözleri çoğu yetişkin söylemeye cesaret edemez. Bırakın cesaret etmeyi, akıl bile edemez. Yetişkin yani aklı eren insanlar dediklerimiz, özgür doğdunun farkında değilken nasıl oluyor da on iki yaşından küçük bir çocuk bunu düşünebiliyor? Bilemiyorum ama bu çocuk kadar olamadığımızı çok iyi biliyorum.

“Edebiyat Atölyesi” isimli dergideki, Ebubekir Gönan’ın “Freud’a açık şiir” adlı şiirde geçiyordu İkbal Mesih’in adı. “Bütün lunaparkların ismi İkbal Mesih olmalı değil mi sence?” satırında, isminin üstündeki küçük bir yıldız işaretiden tanıdım onu. Küçük ya da büyük herhangi bir yıldıza sığamayacağını anlayınca da kendisini araştırmaya karar verdim. On iki yıl gibi kısa bir hayatı olmuş olsa da o hayat ki hepimizi utandırmaya yeter. Hatta yüzümüzde tükürüklerini bile hissedebiliriz onun yaşam öyküsünü okurken. Umarım, hissederiz.

Daha dört yaşındayken çalışması için korkunç bir fabrikaya satılıyor İkbal Mesih. Fabrikaların hepsi korkunçtur ama o kadarcık bir çocuk için eminim daha da büyük bir felaket olmuştur. Ailesi yoksuldur ve evlenmek üzere olan abisi için para gerekmektedir. O dönemde Pakistan’da popüler olan, bir fabrikadan aldığın borç karşılığında çocuğunu oraya satmak uygulamasıyla bir eşya gibi satılmıştır İkbal Mesih. Artık o canavarların kölesi olmuştur, sokakta oynaması gereken bir çocuk. Böylece sokaklar, kara bir perdeyle örtülmüştür. Bütün hayatının elinden alındığı yetmiyormuş gibi bir de çok kötü şartlar altında sürdürmektedir köleliğini. İplikleri iyi dokuyabilmesi için ince bırakılmıştır parmakları. Devamlı aynı pozisyonda oturmaktan yamulmuştur omurgası ve o sürekli özgürlüğü düşlemektedir.

Kaçış Öyküsü

Birçok kez kaçmaya çalışmıştır ama zebaniler tarafından yakalanmıştır. Birgün kasabada Bonded Labor Liberation Front (BLLF) adlı aktivist bir grubun toplantısı olduğunu duyunca karar vermiştir onlarla iletişim kurmaya. Bir şekilde o hapishaneden kaçıp, grubun yardımıyla oradan temelli çıkmayı başarmıştır.  Kendisini kurtaracak gerekli evraklı hazırlayıp, fabrika sahibinin eline bizzat vermiştir -eminim canavarın yüzü çok fena asılmıştır.- İşte o zaman, aklı ve ruhu on yaşından çok daha büyük olan bir çocuğun söyleyebileceği o cümleyi dökmüştür dudaklarından: “Korkmayın. Her şeyi öğrendim. Benimle gelin. Sizler özgürsünüz.” Patron denilen insan dışı varlık öfkesinden deliye dönse de berberindeki otuz dört çocukla birlikte oradan çıkmıştır İkbal. Artık içlerine, is kokusu yerine huzur çekmektedir o çocuklar. Örümcek ağlarıyla kaplı, her tarafı yağ bağlamış, korkunç makine seslerinin arasından sıyrılıp, gökyüzüyle buluşmuşlardır.

İkbal Mesih her yerde çocukların hakları için konuşmalar yapan bir aktivist olmuştu artık. Çocuk haklarının simgesi haline gelmişti. Gerçekten de birçok çocuğu etkiliyor, dünyanın kötülükle ilmek ilmek örülmüş yapısını bozmaya başlıyordu. Aklın ilmeğini bir yerinden kaçırmıştı  bir kere, geri dönüşü yoktu. Fakat bir gün, bir konuşmasından dönerken öldürüldü. On iki yaşında bir çocukla baş edemeyen küçük adamlar, onu yok etmekte buldu çareyi. Üstüne devlet de cinayetin delillerini kararttı, aynı anda dünyayı da kararttığını fark etmeden… Ölüm, küçük bedenin üstünü beyaz bir örtüyle kapatsa da uyandırdığı etkilerin hayaletleri hala o küçük adamların enselerinde yaşamaktadır.

Beni, bu dev çocukla tanıştırdığı için şaire teşekkürü bir borç bilirim. Hem sahiden, bütün lunaparkların ismi İkbal Mesih olmalı değil mi sizce de?

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply