Söyleşi

Elçin Tün: Bir Şeyi Çok İstiyorsan Kesinlikle Olur

Ekranlarda onu “Kuantum fizikçisi” olarak tanıdık. Anlattıklarını kimi eleştirdi, kimi beğendi. Zaten bu gibi konulara ilgisi olan ben ise onu gördüğüm anda tanışmam gerektiğini anladım. Evet, söyledikleri beni etkilemişti ama her şeyin ötesinde ona çok kanım ısınmış, farklı bir enerji hissetmiştim. Öyle ki o enerji, kilometrelerce öteden ulaştı bana. Böylece sosyal medya üzerinden iletişime geçtim ve röportaj için İzmir’e gittim.

Buluştuğumuzda beni kırk yıllık arkadaşıymış gibi karşıladı Elçin Tün. Pür neşe, sıcak ve birazcık konuşkandı. Birazcık canım, fazla değil. Eee tamam, ben kendi sorularımı tam olarak soramamış da olabilirim. Olsun canım! Dolmuş kadıncağız, ne yapsın? Şaka bir yana gerçekten önemli konulara değindi. Bir eğitimci olarak dolmakta haklıydı. Gençlerin fikirlerinin olması, öğretmenlerin onlara yol açması gerektiğini anlattı hararetle. Aileleler çocuklarının yoluna taş koymamalı, onları hayalleri için desteklemeliydi. Gençler ve onları yetiştiren kadınlar eğitilmeliydi. Yazıyı okurken siz de yer yer heyecanlanıp, bir adım atmak için sevk duyacaksınız.

Gençlere nasıl destek olunmalı?

Benim aklımda, “Fikir atölyeleri” kurmak var. Bu atölyelerin, “Gencim, fikrim var ama param yok” diyenler için bir olanak sağlamasını istiyorum. Bu insanları yatırıcımlarla buluşturacağız. Reklamları yapılacak, grafiker gibi ihtiyaçları karşılanacak. Onlara sadece fikirlerini ortaya çıkarmak kalacak. Çünkü gençlerin ihtiyacı olan şey bu.

Bu fikir aklınıza nereden geldi?

Bir eğitimci olarak gördüğüm şeyler var. Öğrenciler okuyor ama o kadar umutsuz okuyor ki… Sonunda bir şey olamayacağını düşünüyor. Çünkü çevresindeki kimse olmamış.

İnsanların kafa yapısının mı değişmesi gerekiyor?

Gerekiyor ve değişecek. Bugün Instagram’da herkesin yaklaşık üç yüz-beş yüz takipçisi var. Benim on kişiye ulaşmam demek, beş bin kişiye ulaşmam demek. Böyle böyle çoğalacak. Bu yüzden hiçbir şey imkansız değil.

BİR İNSAN UMUTSUZSA; TEMBELDİR

İnsanlar çok mu umutsuz?

Öyle. Bundan on yıl önce iş bulmak bu kadar zor değildi ama şimdi üniversitede okuyan bir çocuk iş bulacağına inanmadan okuyor. Bir kere çevresindekiler, “Zaten iş bulamayacak” gözüyle bakıyorlar ona. Ailesi bile böyle düşünürse, bu çocuk nasıl kendisine güvenecek? Gençler dinamik ama maalesef çok umutsuz. Ve bir insan umutsuzsa; tembeldir.

İşverenler hakkında ne düşünüyorsunuz?

İşverenlerin acilen genç insan alıp, yetiştirmesi lazım. Bunu yapan firma sayısı zaten az, yapanlar da kontrat imzalatıyor. Gidersen bu kadar parayı alırım, diyor. Ya da bedava çalıştırıyor. Eğer bir genç parasını alırsa eğitimelere de aslan gibi katılır, güzelce çalışır da. Ben seni yetiştireceğim, sen de onu. Böylece kaliteli nesiller oluşacak. Ancak bu şekilde ilerleyebiliriz. İşverenlere bu konuda çok büyük bir iş düşüyor.

Peki öğretmenler?

Maalesef eğitim konusunda yetersiziz. Öğretmenlerin kendilerinin bir fikri olmadığı için çocuklara da bunu öğretemiyorlar. Halbuki öğretmen, çocukları desteklemelidir. Onlara yol açmalıdır. Hayalleri için arkasında durmalı, onları teşvik etmelidir.

 

Kendi imkanlarımızla bu kadar çekebildik

BİZ İNANCIMIZI KAYBETTİK

Anlattıklarınızın çoğu insana hayal gibi gelmiyor mu?

İnsanların başaramamasının nedeni inançlarını kaybetmiş olmalıdır. “O yapmış olmuş ama bana gelince olmaz” gibi bir mantığımız var. Çünkü böyle yetiştiriliyoruz. Annesinden bunu duymuş çocuk. Annesi de kendi annesinden bunu öğrenmiş. İşte bu yüzden önce kadınları eğitmemiz gerekiyor.

Neden istediklerimizin peşinden gitmiyoruz?

“İstediklerinin hayalini kur” diyorum, bu mistik bir şey oluyor. Kapitalist düzen, insanların kendi güçlerinin farkına varmasını istemiyor. Her şeyi yaratabilme gücümüz var aslında ama sürekli, “Aç kalacaksın” mesajı veriliyor. Herkesin bunun farkında vardığını düşünsene! İnsanlar bunu anlasa der ki, “Ben neden sabah akşam burada çalışıyorum?”

Kadınlar nasıl bir tutum sergilemeli? 

Annelikte kedi gibi olmalıyız. Anne kedi, bebeğin dibinde değildir ama gözler. Devamlı dibinde olursan, hiçbir şey öğrenemez. Hiç bakmazsan da çok yanlış öğrenir. Belli uzaklıktan bakarak gideceksin. Düşersen haber ver. Ben buradayım, diyeceksin.  Ama canın acımazsa da yola devam et, diye belirteceksin.

BİR ŞEYİ ÇOK İSTİYORSAN; KESİNLİKLE OLACAK

Hayaller nasıl gerçek olur?

Çocuklarını ümidini kırmaktan vazgeçelim önce. Sen o çocuğa, ucunda bir şey yok, dersen; o da kendini ölüme bırakır. Olmayacak diye bir şey yok. Olur. Üç senede olur, beş senede olur ama olur. Yapamayan neden yapamıyor? Vazgeçiyor çünkü. O umudu kaybetmeyeceğiz. Çok klişe ama inanarak yapınca gerçekleşiyor. Önce biraz sürüneceksin, istemediğin işlerde çalışacaksın ama vazgeçmeyeceksin. Sabırlı olacaksın. Bir şeyi çok istiyorsan; olur. Bunu kafana yazacaksın.

Biz nasıl değişiriz?

Biz okullarda hala 1940 yılının fiziğini anlatıyoruz. Kuantum fiziği iyice anlaşıldıktan sonra Avrupa çıldırdı. Sürekli bunu araştırıyorlar. Newton fiziğinin üstünde durmuyorlar artık. Ben düşünce gücünde bahsedince, “Hiç bilimsel konuşmuyorsun” oluyor. Bilim nedir biliyor musun? Bilim her şeydir. Esen rüzgar, seninle konuşmam, duygularım, hissetmem… Bilim sadece, iki tane maddeyi karıştırıp yeni bir şey elde etmek değildir. Bir şeyi çok görüyor olmak, onun mucize olmadığı anlamında gelmez. Düşünce, bizim gücümüzdür. Her şeyi önce zihinde yaratırsın. Bebek bile önce aklımızda bir fikir değil miydi?

 

 

 

 

 

 

 

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply