Anlatı

Güzel İnsanlar Otobüsü

Dün akşam kendime bir ödül verip kitapçıya gittim. Saatlerce kitapların arasında dolaşmak, yeni eserler keşfetmek en büyük zevkimdir. Sınırsız hak tanıdım kendime, istediğim kadar kitap almakta serbesttim. Zaten maaş almanın en sevdiğim yanı da budur ya: beğendiğim kitapları alabilmek. Birkaç saat kadar gezindim. Beni heyecanlandıran eserler aldıktan sonra bir kahve içip, eve doğru yola koyuldum. Sabah da deniz kenarında dolaşmış, yeşilliğin içinde yürümüştüm. İdeal bir pazar gününü geride bırakmak üzereydim. Nihayet otobüs geldi ve sırt çantamı önüme alarak araca bindim. Sırt çantamı korumak için önüme taktım. O sırada nasıl bir otobüse bindiğimi bilmiyordum henüz. Korunmama gerek yoktu çünkü güzel insanlar otobüsüne binmiştim.

Tıngır mıngır ilerliyorduk. Ayaktaydım ve zor tutunuyordum. “Acaba kitap okuyabilir miyim?” diye geçti aklımdan ama hiç imkanı yoktu. Ben kafamda bunun planlarını yaparken genç bir kadının haykırışı sessizliği böldü, “Eline ayağına dikkat et!” Genç kadının bağırdığı adam altmış- altmış beş yaşlarındaydı. O ihtimali düşünmek istemedim. Belki de kadın yanlış anlamıştı. Olmazdı ama yine de öyle umut etmiştim. Fakat, adamın”Almayayım ayağımın altında” diye bağırdığını duydum kadına. Korktum. Ama genç kadın korkmadı ve cevap vermeye devam etti. Bunu hazmedemeyen adam kadına vurup, küfür etmeye başladı. Artık emindim, kadın hiçbir şeyi yanlış anlamamıştı. O yaşta birinin, bir kadını taciz edebileceğine inanamıyordum. Sanki o yaş sadece torun sevmek içindi, o yaş iyi olmak içindi. Ama beni en çok şaşırtan, yaptığı halde üste çıkmasıydı. İçinde daha nice çirkinlikleri barından ağzından tükürükler saça saça, “Ne yaptık!” diye tıslıyordu. Adam dünyadaki tüm kötülüklerin ve çirkinliklerin vücut bulmuş haliydi.

Ben şaşkın şaşkın bakarken genç bir çocuk ittirdi kötü adamı. Bir anda otobüsten sesler yükselmeye başladı. Benim önümdeki başka bir genç ise adamı kapıya doğru sürükledi. Bu sırada o hala küfürler savuruyor ve bağırıyordu. Genç adam, onu otobüsten aşağı attı ve şoför de kapıyı kapattı. Kim demiş otobüste çiçek yetişmez diye? Bir otobüs ki içinde umutlar yeşerdi. Evet, insanlar tepki göstermişti işte. Duyarlıydı. O anda dünyadan ayrıydık sanki. Gerçekliğimiz pembeye boyanmıştı, o adam dışarıdaki gri toz bulutunun içinde kaybolmuştu. Biz güvendeydik. Öyle yakın hissettim ki o insanlarla kendimi, çantamı arkama taktım. Artık önümde durmasına gerek yoktu. Hırsızlık da pembeye boyanmıştı. İçi çöplükle dolu o adam gittikten sonra otobüs tertemizdi. Çöp adam artık aramızda değildi.

Bir kadını korumalarına şahit oldum, bir kadını cesaretlendirmelerine. Duyguları gerçekti hepsinin, baştan aşağı insancıldı. Çöp adamı aşağı atan gencin öfkesini gözlerinde gördüm. Nasıl samimiydi, içtendi. O an hayran oldum ona, hayatımın içinden geçip giden bir kahramandı. Nefes alıp veren, kanlı canlı bir kahraman… İçimde dev dalgalar yarattı, mevsimlerim değişti. Çünkü yarım küremi sarsmış, ön yargılarımın deliklerinden nüfuz etmiş, ruhuma üflemişti. Onu belki bir daha görmeyecektim ama o benim gerçekliğimin rengini değiştirmişti. Otobüsten inince gökyüzüne baktım, pembeydi.

No Comments

Leave a Reply