Mutluluk

Mutluluğun bir formülü var!

Yazan neyse, silen odur. Kızan neyse, gülen odur. Sonsuzluğun yollarında giden neyse, gelen odur. Seven neyse, üzen odur. Duran neyse, gezen odur. Soran neyse, çözen odur. Hüzün sevinç ayrılmazlar. Matem neyse şölen odur. Veren neyse alan odur. Her şey ilkten her şey sondan. Her şey bağlı, her şey ondan. Her şey o. 

Evet, mutluluğun bir formülü var. Kesinlikle var ve biz bunun ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bildiğimiz halde hep unutuyoruz. Hep kanıyoruz. Bu yazıyı, onu hatırlatmak için yazıyorum. Düşünün: İnsanlar mutlu olmak için sürekli bir şeylerin peşinden koşuyor. Sevgili, eş, iş, para, tatil vs. bunları yakalamak için uğraşıyor. Deli gibi bir çaba harcıyor. Bu süre içerisinde yıpranıyor, sonunda da bunları elde edemeyince depresyona giriyor. Çünkü şöyle düşünüyor, “Şu işe girersem mutlu olacağım. Evlenirsem mutlu olacağım. Sevgilim olursa mutlu olacağım. Şöyle şöyle bir hayatım olursa mutlu olacağım” Aslında ne dediğinin çok da bir önemi yok. Sonuçta mutlu olması için bir şey olması gerekiyor ve mutluluğunu ona bağlıyor. Tabi ki bu da depresyonu getiriyor. Çevrenize ve kendinize bir bakın. Bu söylediklerimin doğru olduğunu göreceksiniz.

Nedir bu formül?

En büyük yanılgımız; bir durumun ya da olayın bize mutluluk getireceğini zannetmemiz. Buna inandığımız için devamlı olarak bir şeylerin peşinden sürükleniyoruz. Sonra da psikologlara taşınıyoruz. “Neden mutsuzum? Neden böyle hissediyorum?” diye dövünüp duruyoruz. Zannediyoruz ki mutsuzluğumuzun sebebi şuanki işimiz, eşimiz ya da hayatımız. Çareyi dışarıda arıyoruz. “Lütfen biri bana yardım etsin. Biri beni iyileştirsin” diye çırpınıyoruz. Kimse bize yardım edemez demek istemiyorum. Elbette edebilir ama biz bir şeyi fark etmediğimiz sürece dünyanın en iyi psikologuna da gitsek bir şey değişmez. Mutlu olmak için ruhsal bir varlık olduğumuzu, bir yolculuk ettiğimizi, buraya geliş amacımızın yaratıcıyı tanımak olduğunu, huzurun ancak onunla geleceğini, tek başına bu dünyadaki şeylerin mutluluk veremeyeceğini idrak etmemiz gerekiyor. Bunu idrak edersek; mutlu olmak için o işin, sevgilinin, ya da diğer dışsal unsurların peşinden koşmayız. Evet, istediklerimiz için yine çabalarız tabi ki ama onların kölesi olmayız. Bu, hiçbir şey istemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. İsteriz ama mutluluğumuz onlara bağlı olmaz. Olunca daha mutlu oluruz o kadar. İşte bu özgürlüktür.

Ne yapmalı?

Önce mutlu olmak için neyi beklediğimizi fark etmeli. Örneğin ben, iş değiştirmeyi beklediğimi fark ettim. “İşimi sevmiyorum, yazmayı seviyorum, iş değiştirince mutlu olacağım” yanılgısı içindeydim. Bir türlü değiştiremediğim için de sürekli mutsuzdum. Sonra, yukarıda anlattıklarımın farkında vardım. Aslında daha önce de varmıştım ama yine kandım. Mutsuzum çünkü işimi sevmiyorum sandım. Şimdi kendinize mutlu olmak için neyi beklediğinizi sorun. Sonra mutluluğun ondan gelmeyeceğini, ancak yaratıcıdan geleceğini hatırlayın. Ardından size doğru yolu göstermesi için dua edin ve yaratıcıyı anlamak için çalışın. Asıl amacın bu olduğunu hatırlayın. Bunun yanında işinizi değiştirmek istiyorsanız yine değiştirin. Uğraşın. Ya da sevgili bulmak istiyorsanız onun için de uğraşın tabi ki. Ama dikkat edin! Mutluluğun onlardan gelmeyeceği bilincinde olarak yapın bunu. Asıl amacınızın yanında yapın. Ve onlar için de dua edin. Dua etmek hiç çalışmamak değildir. Elinizden geleni yapın. Aynı anda dua da edin çünkü her şey onun elinde. Çünkü her şey o. Mutluluğun formülü o.

 

No Comments

Leave a Reply