Arzular Hayaller

Ya zaman da bize bırakıyorsa?

Böyle oluyor işte savrulan zamanla… Böylesi daha kolay geliyor herkese. Savur gitsin zamanı. Öyle ustalıkla çarçur et ki yılları, adına kader densin. Büzüldüğün köşeden arada bir başını uzatıp, “Yıllar su gibi aktı” de; ama sen hareketsiz durduğun için zamanın öylece, gıyabında ilerler göründüğü hiç aklına gelmesin. Zamanı düşmanın bil, onu amaçsızca tüketenin sen olduğunu unuta unuta.” 

Müsait bir yerde inebilir miyim?-Karin Karakaşlı.

“Kısmet” sözcüğünü halk arasında çok sık kullanırız. Tüm hayatımız bir sözcüğe bağlanmıştır adeta. Onun insafına kalmışızdır. İstediğim bölümü kazanamadım, kısmet; istediğim işi yapamadım, kısmet; hayatımda biri yok, kısmet; evlenmedim, kısmet… Bu böyle sürer gider. Ne zalim şeymiş bu kısmet! Hayatımızı ele geçirip, tüm yaşantımızı yönetiyor. Ondan isteyip duruyoruz ama istediklerimizi asla vermiyor bize. Hiç hayırlı bir eylemini görmedim ben bu kısmetin. İşi gücü bizi üzmek gibi görünüyor. Dünyamıza sızmış, bizi mahvediyor. Acaba ne alıp veremediği var ki bizimle? Sonra “zaman” var bir de. O da pek acımasız. Geçip gidiyor önümüzden. Biz de bakakalıyoruz arkasından. Hiç haber de vermiyor ki namussuz giderken. Söylese en azından bir su dökeriz arkasından. Zaten biz ancak su dökeriz arkasından.

Şikayet ederek hayallerimizi asla gerçekleştiremeyeceğiz. Zaman, kader, kısmet bize hiçbir şey vermeyecek. Bir şey istiyorsak eyleme geçmeliyiz. Bu eylem, kocaman bir adım olmak zorunda değil. Birden bire uçurumu geçmek durumunda değiliz elbette. Daha dar bir mesafeden de zıplayabiliriz. Ya da köprüden geçeriz. Köprü yoksa inşa ederiz. Hem belki sayemizde başkalarına da yol açılır. Ama köprüyü ancak biz inşa edebiliriz. Kısmet bizim yerimize yapamaz bunu. Başlamak önemli olan. Bir yerden başlamak. Lütfen kendinize sorun, “Tam şu anda neye ihtiyacım var benim?” En acil ne istiyorsunuz? Alan mı, aşk mı, özgürlük mü, ev mi? Bunu belirledikten sonra da ikinci soruya geçin, “Bunun için şu anda ne oluyor olabilir? Hangi kaynakları kullanabilirim?  İlk adımım ne olmalı?”

Zihninize çomak sokun bir de. Düşüncelerinizi sorgulayın, kendiniz hakkında meraklı olun. Bunca zaman size neyi yapıp, neyi yapamayacağınız öğretildi. Siz de bunları sorgusuz sualsiz kabul ettiniz. Bu zamana kadar zihninize yerleştirilen bütün kalıpları gözden geçirin. Hatta bu kalıplar didik didik edin. Bunu yaparsanız gerçekte kim olduğunuzu öğreneceksiniz. Farkında mısınız zihninizin başkalarının kontrolü altında olduğunun? Bilinçaltınıza sizin bile olmayan, kimin olduğunu bilmediğiniz düşünceler yerleştirilmiş, onlar tarafından yönetiliyorsunuz. Aslında bu, bir bilgisayar programının içinde yaşamaktan çok da farklı değil. Bir nevi size aileniz, öğretmenleriniz, akrabalar tarafından yüklenmiş bir yazılımla sürdürüyorsunuz hayatınızı. Artık uyanmanın vakti gelmedi mi?

“Kader, kısmet” bizim uydurduğumuz soyut kavramlardır. Bu kelimelerin hiçbir suçu olmadığı gibi hayatımızı da onlar yönetmiyor. Biz istemedikten sonra kaderin ya da zamanın yapabileceği bir şey yok. Biz hayallerimizi zamana bırakıyoruz ama şairin de dediği gibi “Ya zaman da bize bırakıyorsa?”

 

 

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply